Sohbet Girişi
Şifreniz yoksa boş bırakabilirsiniz.
FARKLI SÜRÜM İLE BAĞLAN

“GEÇMİŞ GELECEĞİ ETKİLEDİĞİ GİBİ GELECEK DE GEÇMİŞİ ETKİLER”

“GEÇMİŞ GELECEĞİ ETKİLEDİĞİ GİBİ GELECEK DE GEÇMİŞİ ETKİLER”

Biraz önce bununla ilgili bir fikir geldi aklıma ama yukarıdaki cümleyi yazarken birden aklımda uçtu. Üzerinde düşünüp aklıma gelir gelmez yazacağım.

Birkaç dakika sonra geldi aklıma. Ama bende şöyle bir sorun var ki, aklıma gelen görüntüleri çok net bir şekilde sözcüklere sığdıramıyorum. Sözcükler yetersiz kalıyor çoğu zaman gözümün önüne gelen görüntüye göre; o nedenle anlatmak istediğimi yakın ifadelerle anlatmaya çalışıyorum. Neyse…

Başlangıçta başlangıç vardı (nokta gibi düşünüyorum bu başlangıcı) ve o düşünmeye başlayınca zaman akmaya başladı. Zaman aktıkça ardında geçmiş dediğimiz izler bırakmaya başladı. Her bir geçmişe kendinin o geçmiş andaki suretleri kaldı, o anki haliyle. Buna geçmiş-hatıra-anı dedi. Oysa hepsi de kendisiydi. Onları karıştırmamak için onlara “ata” dedi ve uzaklıklarına göre de sıfatlandırdı. Kimisi ana-baba oldu, kimisi büyükanne-büyükbaba vs. Dedi. Bunlar kuşaklardı. Aslında kuşak çatışması diye bir şey yok, çatıştığı hep kendi kendisiydi.

Zaman en büyük aldatmacasıydı; kendi kendisinin yarattığı ve yine kendisinin düştüğü bir tuzaktı. Düşünmek de yaşamdı, yaşam da tecrübeydi. Yaşam ona tecrübeler kazandırırken zaman da yaşamını bölüp anlara böldüğü fikrini doğuruyordu. Ama bölünen bir şey yoktu. Her şeyi yaşayan kendisi, her birini yaşayan kendisiydi. Kendisinden başka kimse yoktu aslında. Bu düşünmenin (aklının) bir oyunuydu. M:R

Aralık 7, 2017

Minerva Rinda 182
Cevap bırakın